3 Haziran 2015

Elif Şafak // Aşk


Mevlana ve Şems-i Tebrizi. Bir şehri kıskançlıktan kahreden aşkın hikâyesi. Ana hatlarıyla bilinen hikâyeden o kadar çok yan hikâyecikler çıkıyor ki. Sinan Yağmur Aşkın Gözyaşların da bu aşkı kusursuzlaştırarak anlatırken, İranlı yazar Nahal Tajadot Gönlü Yanmış Arif kitabında Mevlana’ nın kâtibi ve varisi Hüsamettin’in dilinden oldukça rencide edici bir şekilde anlatıyordu .

Elif Şafak ise günümüzle harmanlayarak anlatmayı seçmiş. Roman Ella Rubinntain isimli Amerikalı üç çocuk annesi ev hanımının, bir yayınevinde asistan olarak iş bulmasıyla başlıyor. Ella’ ya okuyup değerlendiresi için tanınmamış A.Z. Zahara isimli bir yazarın Aşk Şeraiti isimli roman taslağı veriliyor. Romanı okumaya başlayan Ella hem Mevlana ve Şems ile tanışırken hem de kendi içsel yolculuğuna çıkıyor.  Sayfalar ilerledikçe değerlendirdiği romanın yazarı Zahara ile yazışmaya ve birbirlerini tanımaya başlıyorlar. Zahara’nın dünyayı gezen bir fotoğraf sanatçısı, günümüz dervişi olduğunu öğreniyor. Artık birbirini görme arzusundaki iki aşık Zahara’nın yolunun Amerika’ya düşmesiyle buluşuyor.  Ella, Zahara’ yı hem görsel hem zihinsel olarak Şems-i Tebrizi’ ye benzetirken, Zahara ise Ella’ dan Rumi olmasını istiyor.  Bu buluşmada Zahara kanser hastası olduğunu ve Ella’ya gelecek vadedemeyeceğini söylemesine rağmen üç çocuğunu ve eşini geride bırakan Ella, Zahara’nın peşinden giderek Konya’ya yerleşiyorlar. Zahara çok sevdiği bu şehirde gözlerini yumuyor. 

Romanın içindeki Aşk Şeraiti isimli roman ise Mevlana, Şems, Alaeddin, Mevlana’nın eşi Kerra Hatun, Üvey kızı Kimya Hatun,  Çöl Gülü, sarhoş Süleyman, Zaptiye Baybars, Molla gibi karakterlerin anlatımlarından oluşuyor. Böylece ana hatlarıyla bildiğimiz aşk farklı bakış açılarıyla aktarılmaya çalışılıyor. Yine de ağırlıklı olarak Şems Tebrizi üzerinde duruluyor.

Yazar Ana hikayenin içinde anlatılan Aşk Şeraiti romanının da içinde de özellikle Şems’in ağzından küçük hikayecikler anlatıyor. Böylece birden kendinizi ana hikayenin içindeki Aşk şeraiti romanının da içinde bulunan hikayecikte, yani üçüncü kat derinlikteki hikayede buluyorsunuz. Bu konuda Elif Şafak’ta oldukça başarılı bir iş çıkarmış. Bildiğim kadarıyla hikayenin içindeki hikayenin de içine hikaye yerleştirebilen ilk yazarda Mevlana’dır.

Her okurun okuduğu kitapta dikkatini çeken bir bölüm yada cümle mutlaka vardır. Benimse bu kitapta en çok dikkatimi çeken konu Şems Tebrizi’nin Kimya Hatuna Nisa suresini açıklamasıydı. Bu açıklamanın gerçekte Şems Tebrizi’nin mi yoksa Elif Şafak’ın Şems üzerinden yaptığı bir açıklama mı olduğunu bilmiyorum. Ama Şems’in açıklaması, İslam’ın kadın erkek eşitsizliğini savunduğunu ve çağdaş olmadığı savunanlara çok güzel bir cevap niteliğindeydi.

Eğer Mevlana ve Şemsin hikayesini daha önce okumadıysanız önceliğiniz Sinan Yağmur’un Aşkın Gözyaşlarına olsun. Ama bu kitap elinizde varsa yada raflarda gördüyseniz almaktan çekinmeyin. Pişman olmazsınız.

Keyifli okumalar.


Erkek Okurlara Not: Kitabın kapak tasarımı pembe ağırlıklı. Haliyle erkek adamın elinde pembe bir kitap garip duruyor. Yayın evi bunu fark etmiş olmalı ki aynı tasarımın siyahını da yapmış. Ben bitirdim ama siz siyahını alın J

PAYLAŞALIM

Hakkında:

Okumayı ve izlemeyi sever, yazmanın ise insana inanılmaz bir derinlik kattığına inanır. Çay vazgeçilmezidir. 90 ların müzikleriyle mest olur hatta kendinden geçer. Beşiktaş taraftarıdır.

6 yorum:

  1. Siyahını alırım ben :D Güzel kitaba benziyor. Ama Elif Şafak okuyamıyorum ben ama bu sefer alıp bitireceğim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emrah nerelerdesin, hiç sesin çıkmıyor, kayboldun

      Sil
  2. Çok güzel bir özet ve yorum olmuş. Açıkçası bu kitabı okumadım ben. Okumak istemedim. Çok fazla övüldü çevremdekiler tarafından. Biraz ön yargı edindim bu nedenle galiba. Ama, bu yazıdan sonra ilgimi merakımı çekti yeniden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Kalemderi. Kitaptan çok etkilendiği için Konya ya Mevlâna türbesini ziyarete gideni gördüm. Ama bende o kadar etki yapmadı...

      Sil
  3. 2009 yılında arkadaş tavsiyesi daha doğrusu biraz da zorlaması ile okumuştum. O zaman için etkilenmiştim ama aklımda çok da şey kalmadığını özet yazınızla anladım ve hatırladım))

    YanıtlaSil