Siddhartha - Herman Hesse


Kitap, blog sözlük okuma grubunun 19. kitabı olarak karşıma çıktı. 

Kitabı bitirdikten sonra bakındığım internet sitelerinden anladığım kadarıyla Siddhartha Guatama isimli birinin hayatını konu alıyormuş. Siddhartha Guatama nam-ı diğer Guatama Budha, Budizmin kurucusu oluyormuş ve oldukça kutsal bir kişilikmiş. Doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmemekle birlikte milattan önce 563- 483 yılları arasında yaşadığı tahmin ediliyormuş. Prens olarak başladığı hayatına saraydan uzakta kendini arayarak geçirmiş. 

Siddhartha, Kapilavustu şehrinde hüküm süren Sakya hanedanına mensuptur. Babası Suddhodana kendinden sonra oğlu Siddhartha'nın kral olmasını istemektedir. Ancak Siddhartha babasının tüm karşı çıkmalarına rağmen kendini arama yolculuğuna çıkar. Bu yolculuk sırasında bir çok öğreticiyle karşılaşır. Bedeni ihtiyaçlarını sıfırlamayı öğrenir. Sonrasında gelen ani değişimle tamamen nefsini doyurmaya odaklanır ve bu yaşantısından çok sonraları öğreneceği bir oğlu olur. Sonrasında gelen dinginlikle tekrar inzivaya çekilir...

Roman olarak okuduğum kitabın aslında biyografi olduğunu yukarıda bahsettiğim bilgi kırıntılarından anladım. Haliyle hayal ürünü sandığım Sidharta'nın hayatının aslında yaşanmış olduğunu öğrenmek, kitabın etkileyiciliğini fazlasıyla artırdı.

Belki garip bir benzerlik olacak ama Mevlana ile Şems-i Tebrizi'nin  çıktığı yolculukta da bedeni ihtiyaçları en aza indirmek vardı. Demek ki ruhu eğitmenin ilk kuralı bedeni dizginlemekten geçiyor.

Sonuç olarak, kendini ve mutluluğu arayan bir prensin biyografisi sizleri de fazlasıyla etkileyecektir.

Sevgiyle kalın.

Kitap, blog sözlük okuma grubunun 19. kitabı olarak karşıma çıktı.  Kitabı bitirdikten sonra bakındığım internet sitelerinden anla...

Kum ve Köpük - Halil Cibran


Halil Cibran ile daha öncesinde Fırtınalar kitabı ile tanışmıştım aslında. Fırtınalar kitabının ilk bölümündeki biyografisinde anlatıldığı kadarıyla saygı duyulacak zor bir yaşam sürmesine karşılık, Osmanlı'ya karşı yaptığı çalışmalarla ben de antipati uyandırmıştı. 

Bu tarihte kalan antipatikliği bir kenara bırakıp, Kum ve Köpük' ün içinde neler varmış merakıyla çevirdim sayfaları. Hikaye beklerken aforizmalarla karşılaştım. Hani şu twitter gibi, birbirinden bağımsız ve alakasız tespitlerin oluşturduğu cümlelerden oluşuyor. 

Ben e-kitap olarak okudum ve sadece 33 sayfaydı ama basılı haliyle 158 sayfadan oluşuyormuş sanırım.  İçerik olarak aşk yoğunlukta olmakla beraber hayatın her alanına dair tespitler var.

Otobüste, dolmuşta, yurtta, evde, yatarak, oturarak hatta amuda kalkarak bile yorulmadan okuyabileceğiniz bir kitap...

Sevgiyle ve bol kitapla kalın...

Halil Cibran ile daha öncesinde Fırtınalar kitabı ile tanışmıştım aslında. Fırtınalar kitabının ilk bölümündeki biyografisinde anlatı...

Leyla'nın Evi - Zülfü Livaneli


Leyla aslında Osmanlı paşası torunudur. Annesi savaş yıllarında işgalci bir İngiliz subayına aşık olur ve bu yasak aşktan hamile kalır. Hamileliği sırasında İngiliz subay düştüğü pusuda öldürülür. Sevdiğini kaybeden Leyla'nın annesi kendi canına kıymak ister ama karnındaki çocuğu düşünerek vazgeçer. Leyla'yı dünyaya getirdikten sonra da hayata veda eder.

Leyla her ne kadar paşa torunu olsa da yasak aşkın gayri meşru çocuğudur. Bu nedenle aile yadigarı köşkün bahçesindeki küçük evde yaşamaya mahkum olur. Köşk el değiştirse de kimse bahçedeki küçük evin sahibine dokunmaz. Ta ki sonradan görme zenginler köşkü satın alana kadar. Ömrünü uşaklık yaparak geçiren Ali Yekta beyin oğlu Ömer köşkü satın almış, bağlantılarını kullanarak Leyla için akıl sağlığı yerinde değildir raporu alarak onu kapı dışarı atmıştır. Mahallenin gençlerinden olan ve tam zamanlı gazeteci olmaya çalışan Yusuf olayı duyar duymaz haberleştirmek için gelir. Bir zamanlar hayranlıkla izlediği kadın sokakta kalmıştır. Onu yanına alarak fakirhanesine götürür. Ancak Yusuf'un beraber yaşadığı Almancı kızı Rukiye bu duruma çok sinirlenir. 

Ali Yekta bey ise artık bambaşka bir hayata atılacağı beklentisindedir. Ömrünü uşak olarak geçirse de hayat ona gülmüştür. Oğlu Ömer'e uzun uzun evdeki hizmetçilere nasıl davranması gerektiğini ve nasıl asil olunabileceğini anlatır. Ancak bilmediği bir şey vardır. Gelini Ali Yekta beyi köşkte istememektedir. 

Almancı kızı Rukiye de kimlik bunalımındadır. Sahne adı olarak Roxy' i kullanarak İstanbul barlarında sahne alan grubun solistliğini yapmaktadır. Yusuf ile beraber yaşamaktadır ve maddi olarak zordadır. Leyla'nın da o eve gelmesiyle durum iyice zorlaşacaktır. Ancak hamile kalmasıyla her şey bir anda değişir.

Blog Sözlük Kitap Okuma Grubunun 18. kitabı ve benim de okuduğum ilk Zülfü Livaneli kitabı. Bu nedenle yazarın tarzı böyle midir bilemiyorum. Ama hikayede olay örgüsü fazlasıyla arka planda. Karakterler ise dosta dert yanar gibi yanıbaşınızda. Bütün karakterlerle rahatlıkla empati kurabiliyorsunuz. Asaletle basitlik, vakur duruşla sonradan görmelik ancak bu kadar güzel karşılaştırılabilirdi.

Severek okuyacağınız kitaplardan.

Keyifli okumalar...

Leyla aslında Osmanlı paşası torunudur. Annesi savaş yıllarında işgalci bir İngiliz subayına aşık olur ve bu yasak aşktan hamile kalır...